Sık Sorulan Sorular

Akvaryumunuzu kurmadan önce yapmanız gereken ilk iş besleyeceğiniz balık ve balık türlerini belirlemek.Tatlı su akvaryumlarını genel olarak birkaç guruba ayırmak mümkün.Fikir verebilme açısından kabaca guruplandırırsak:

1-Japon balığı akvaryumları: Bu akvaryumlarda sadece japon balığı beslemeniz tavsiye edilir.

2-Tropikal canlı doğuran akvaryumu: Lepistes,moli,velifera,kılıç, vb. gibi canlı tropikal balıkların bir arada beslenebileceği tropikal akvaryumlar.

3-Cichlid akvaryumları:Cichlid türlerini besleyebileceğiniz akvaryumlar.

4-Tanganyika akvaryumları:Tanganyika cichlidlerini besleyebileceğiniz akvaryumlar.

5-Discus akvaryumları:Discus türlerini besleyebileceğiniz akvaryumlar.Bu ana gurupların dışında bir karma akvaryum yapmak isterseniz mutlaka seçeceğiniz balıkların birbirleri ile uyumlu olup olmadıklarına bakınız.  

Beslemek istediğiniz balık türüne karar verdikten sonra yapmanız gereken akvaryum boyutunu belirlemektir.Akvaryumunuz asla balıklarınızın sayısını kaldıramayacak kadar ufak olmamalı.Aksine büyük olması ideal olanıdır.Genelleme yapacak olursak yetişkin bir balığın herbir santimlik boyu için  enaz 1 lt su hesabı yapılarak akvaryum hacmi belirlenebilir.Örnek olarak yetişkin bir lepistes için ortalama boyu 6 cm olarak alırsak,akvaryuma koyacağınız herbir lepistes için 6 litrelik bir su hacmine ihtiyacınız olacaktır.Akvaryum boyutunuzu basitçe hesaplayıp bir akvaryum seçtikten sonra akvaryumumuz için gerekli dekor ve ekipman seçimide önemli bir konudur.Akvaryumunuz için gerekli diğer malzeme,dekor ve ekipmanlar:

Taşlar:

Tatlı su akvaryumları için granit veya bazalt seçmelisiniz. Tatlı su balıkları zamanla suda sertlik ya da kirlenme seviyesini artıran ve su parametrelerini bozan kireç, yağ ya da metal içeren taşlara dayanamaz. Yalnızca basit yapılar ve bitki köklerini korumak için gerektiği kadar taş kullanın.Her taşı kaynar suyla iyice yıkayın.Taş yapıları, çökmelerini ya da eşelemeyi seven balıkların bunları devirmesini önlemek için silikonla bir arada tutturabilirsiniz.Yalnız silikon alırken akvaryum silikonu olmasına dikkat edin.Diğer silikonlar balıklarınız için zehirli etki yapabilir.

Kökler:

Bataklıklardan toplanan ağaç kökleri akvaryumlar için oldukça güzel dekorlardır.Akvaryum malzemeleri satan dükkanlardan temin edebilirsiniz.Suyu yumuşatma özelliği vardır.Dolayısıyla Afrika cichlid akvaryumlarında kullanılmamalıdır.

Aydınlatma-Işık:

Canlıların yaşam kaynaklarından biri güneştir.Gün ışığı tüm canlılar için yaşam kaynağıdır.Dolayısı ile akvaryumunuzdaki aydınlatma balık ve bitkilerinizin güneşi olacaktır.Tatlısu akvaryumlarında 50 cm boya kadar flüoresan lambalar kullanılabilir.Ancak 50 cm den büyük ve su derinliği 80 cm ve üzeri akvaryumlarda ise mutlaka civalı lambalar kullanılmalıdır.Tropikal ortamlarda günışığı süresi yaklaşık 13 saattir.Bu durumda akvaryumunuzu 13 saat aydınlatmanız yeterlidir.Ayrıca akvaryumunuzda her 2 litre için 1 watt aydınlatma ölçüsünü kullanabilirsiniz.

Isıtıcı:

Tropikal balıkların birçoğu ortalama 25 derece sabit sıcaklıktaki suda yaşamaktadır. Bu nedenle akvaryumunuzun sıcaklığını 25 derecede sabit tutabilmeniz için ısıtıcı kullanmalısınız. Isıtıcı seçerken ortalama 1 litre su için 1 watt ölçüsü ideal ölçüdür.

Filtre:

Çeşitli filtre sistemleri mevcuttur.Genel olarak sınıflandırırsak:1-İç filtreler. 2-Dış filtreler. 3-Sump sistemler.Akvaryumunuzun boyutlarına göre seçim yapmalısınız. Küçük ölçekli akvaryumlarda iç filtre temizliği yeterli olabilir. Ancak büyük akvaryumlarda dış filtre mumkünse sump sistem kurmak en idealidir.

Kurulum Ön Hazırlık:

Akvaryumunuzu ve kullanacağınız tüm malzemelerinizi önce bol suyla mutlaka yıkayın. Asla deterjan kullanmayın. Hatta deterjana değmiş kova sünger dahi kullanmayın. Deterjanın en ufak bir damlası dahi balıklarınıza zarar verebilir.

Kurulum:

Temizlik işlemi bittikten sonra akvaryumunuzu doldurun.Olası kaçak ve deliğe karşı mutlaka kontrollü olun.Dolduktan birkaç saat sonra herhangi bir akıntı sızdırma yoksa problem yok demektir.Öncelikle zemine kumunuzu serin.Ardından kaya ve taşlarla balıklarınız için mağaralar ve süslemeler yapabilirsiniz.Bitki dikecekseniz mümkün olduğunca arka kısma yanaştırın ki görüş alanı kapanmasın. Filtre ve ısıtıcınızı da mümkün olduğunca arka kısımlara gizleyin.Tüm aksesuar ve ekipmanınızı kurduktan sonra akvaryumunuzu balıksız olarak yaklaşık bir hafta kadar çalıştırın.Bir hafta sonra akvaryum termometresi ile kontrol ederek sıcaklığı mutlaka 25 dereceye ayarlayın.Suyunuzun  sertliğini(KH) ve asiditesini (pH) test kartuşları ile kontrol edin.Değerler besleyeceğiniz balık türlerine göre ayarlanmalıdır.Her şey hazır olduktan sonra balıklarınızı poşeti ile akvaryumunuzun suyuna 5-10 dakika bırakın.Bu balıkların suyunun sıcaklığı ile akvaryumunuzun sıcaklığını dengeleyecektir.Ardından balıklarınızı alıştırarak loş ışık altında yavaş ve dikkatlice akvaryuma salın. 

Su Değişimi

 İster Amerika cichlidleri, isterseniz Afrika cichlidleri bakın en azından her 15 günde bir defa DİP ÇEKME APARATLARI ile kumun altından 3/1 oranında su değişimi yapmalısınız.Böylece cichlidleriniz onlar için zararlı olan Amonyak, Nitrat ve Nitrit gibi ölümcül oluşumlardan kurtulmuş olurlar.

1-Balığı torbasıyla birlikte akvaryuma koyunuz.(20 dk. bekleyiniz.)

2-Torbayı açtıktan sonra akvaryumdan bir miktar suyu torbaya dökünüz.(5 dk. bekleyiniz.)

3-Akvaryum suyu dezenfekte edilmiş olmalıdır.(az miktarda dezenfektan damlatınız.)

4-Balıkları salacağınız akvaryum suyu 24-27 C olmalıdır.

5-Akvaryumda daha önceden hastalıklı balık olmamalıdır.

6-Akvaryumun dibinde balık dışkısı ve bitki artığı bulunmamalıdır.

Bitkilerin de balıklar gibi gereksinimleri vardır. Işık, gübre ve temiz su

Işık gereksinimleri:
Bitkilerin karbondioksit ve azottan besin depolayabilmesi için ışığa gereksinimleri vardır. Aşırı ışık yosunlara sebep olabilir.Az ışık ise gelişmeyi önler. Her bitkinin ışık gereksinimleri farklıdır.Uzun bitkiler çok ışık isterken, bunların gölgesinde az ışık isteyen bitkileri barındırınız. 38 cm derinliğindeki suya asgari 60 mumluk ampul gerektiğini unutmamalıdır.20 mumluk flüoresan lamba ister, her 30 cm uzunluğundaki tankın günde 10-15 saat aydınlatıldığı düşünülmelidir.

Bitkilerin beslenmesi:
Su bitkileri genellikle yapraklarıyla nitrat ve mineral temin eder. Bazı bitkiler ise kökleri ile beslenir.

Su gereksinimleri:
Temiz su bitkiler için gereklidir.Kirli su yaprak gözeneklerini kapatır. Solunumu engeller, eberji girişini bertaraf eder. Bazı bitkiler akvaryuma girince farklı ortamdır diye yapraklarını döker. Geçici olan bu durum düzelecektir.Su değişimlerini ağır ağır yapmak gerekir.

Zemin süzmelerinin bitkilere etkileri:
Zemindeki süzme işlemleri bitkilerin beslenmesini engelleyebilir. Çünkü bitki içeren su hareket halindedir. Ayrıca ısı dengesi oluşturan su akımları, kök ve yaprakların ısı farklılığı gereksinimlerini bertaraf eder. Ayrıca çakıl derinliğinin çakıl büyüklüğünün de bitkileri etkilediği ifade edilmektedir. Fazla derinlik aynı irilik daha olumlu etkide bulunur.

Bitki dikimi:
Tank kuruyken veya suluyken dikim yapılabilir. Kuruyken dikilirse daha sağlam sonuç alınabilir. Ama su ilave edildiğinde bitkilerin konumu değiştirilmediği için duruma göre bir karar vermek lazımdır.Uzun bitkilerin geriye ve kenarlara koyup diğerlerini iç kısma yerleştirmek uygundur.Bunlara dolgu etkisi ve zengin görünüm elde etmektedir.Bitkiler çok derine itilmemelidir.Taç kısımları çakıl düzeyinde veya çakılın biraz üzerinde olabilir.

Bir deniz akvaryumu ancak sağlıklı tam olarak dengeleri oturmuş ve içinde sağlıklı renkli balıklar olduğu müddetçe güzeldir. Zor yönlerinin olduğu doğrudur, ancak gelişen teknoloji ve çoğalan tuzlu su konusunda yenilikçi, araştırmacı, azimli hobicilerin bulunduğu platformlar kurulumları basitleştirmiş ve başarı oranlarını artırmışlardır.

Sahip olabileceğimiz en büyük akvaryumu tercih ederek başlamak gerek. Genel su kararlılığı ve değişken olmayan değerler için hacim önemli bir konu. Büyük Akvaryumların  küçük akvaryumlara göre daha fazla oksijen, küçük akvaryumların ise karbondioksit alışverişi vardır. Tankın şekli de önemlidir çünkü en büyük yüzey alanını sağlamak dikdörtgen şekilli akvaryumda mümkündür. Ayrıca akvaryumların uzunluğu balıklara geniş yüzme alanı sağlar Deniz akvaryumları tek bir kurulum şeklinden oluşmamaktadır. Farklı sistemler hakkındaki bilgiyi linkten edinebilirsiniz.

Aydınlatma

Özel bir reef akvaryumu kurulumu hedeflenmemişse çok özel bir aydınlatma armatürüne odaklanmaya gerek yoktur. Ülkemizde deniz akvaryumlarına uygun florasan T5 armatürler oldukça yaygın olarak satılmaktadır. Eğer derinliği olan akvaryum kuruluyorsa  metal Halide kullanılabilir. Metal halide reef akvaryumları içinde uygun bir aydınlatmadır. T5 florasanlar yüksekliği 40 cm cıvarındaki reef akvaryumu için yine yeterli olacaktır.

Filtrasyon

Akvaryum hacmine ve planlanan yüküne göre güçlü kaliteli bir filtrasyona ihtiyacınız olacak. Tüm akvaryumlar için aslında bu geçerli değil midir ?  Kuruluma başlandığında şartlar ilk önce sump sistemi için sonuna kadar zorlanmalıdır. Akvaryum hacimleri düştükçe örnek olarak 80 litrelik bir nano akvaryumda şelale filtre, akvaryum arkasından taşırma filtre sistemleri kullanılabilir.

Protein Skimmer

Ps'lerin çalışma prensibi gereği üretiği hava kabarcıkları ile Proteinleri bağlar ve katı köpük oluştur. Bu köpükler toplama haznesine bırakılır ve akvaryumdan uzaklaştırılır. Hobicilerin en akıllıca hareket etmeleri gereken ekipmandır. Çok pahalı bir canlı alınacağına , çok daha kaliteli bir ps almanız sizin yararınıza olacaktır. Piyasada birçok farklı tipi ve markası bulunmaktadır. Hava taşlı modelleri düşük hacimler için ve güçleri sınırlı modellerdir. Motorlu olanlar tercih edilmelidir.

Canlı Kaya 

Deniz akvaryumu kurmak isteyen hobiciler,canlı kayanın öneminin farkında olmalı ve canlı kaya seçerken dış görünümüne göre değil gözenekli ve hafif yapıda olmasına dikkat etmelidir. Canlı kaya üzerinde bol miktarda yaşam formu barındıran ve resif bölgelerinden çıkarılan kayalardır. Yüzeyinden içlerine doğru bir çok bakteri çeşidini barındırır.  Canlı kayanın derinliklerine doğru ulaşan çatlaklar ve kanallarda ise su çok yavaş seyreder. Yüzeyden buraya ulaşana kadar da oksijen aerob bakterilerce kullanılır. Oksijen azaldıça kayanın derinliklerinde anaerob bakteriler nitratla beslenir. Canlı kaya kullanılmayan bir akvaryum, doğadan yakalanan dostlarımız için de inandırıcı olmayacak, yabancılık  çektirecek, size ise görsel keyif vermeyecektir. Kuruluma bu eksilerle başlamak, canlılar ve sizin için üzücü olabilir.Yerli canlı kayaların, çıkarıldıkları bölgeye ve kürlenmelerine göre kalitesi değişmektedir. İthal canlı kayalarında kalitesi değişkendir. Sebebi getirildikleri su miktarı (ağırlık) ve yine hangi bölgenin kayası olduğu ile alakalı olarak değişir. Fiji, singapur kayaları ülkemizde bulunabilen canlı kayalardır. Satış noktaları ise deniz akvaryumu üzerine yoğunlaşmış akvaryum mağazalarıdır.

Taban malzemesi


Akvaryum tabanında kullanılacak malzeme konusu oldukça geniş ve göreceli bir konu. Genellikle tatlı su akvaryumları için kullanılan çakıl ve türevleri kullanılamaz. Bunun yerine, mercan kumu, argonir kum ve canlı kum tercih edilir. Mercan kırığı haricindeki kum çeşitleri kum aralarında minik kabuklu yaşamına izin vermez. Tortu birikimi yapacağı endişesi ile mercan kırığı kullanımı artık geri plana atılmaya başlansa da, vaz geçmeyecek olanlarda bulunmaktadır.

Sentetik tuz kullanımı ve ölçümü

Sentetik tuz karışımı paketler halinde satılmaktadır. Yaklaşık olarak Deniz suyu koşulları yakalanabilir. Kaliteli bir marka su değerlerinde önemli bir etkendir. Ucuz tuz karışımları sağlıklı şekilde balık beslemenize engel olacaktır. Elimizin altında sürekli tuz bulundurmak su değişimleri için gereklidir. Tuz yoğunluğunu  Hydrometre kullanarak ölçeriz. Doğadan yakalanan ve toplanan deniz canlıları, milyonlarca yıl sabit kalan su değerlerinden, akvaryumlarımıza konuk olmak üzere çeşitli ülkelere yollanmaktadır. Tuzlusu balıkları sevkiyatında sizlere gönderilen balıkların suyunun tuzluluk oranı ile balıklarımızı ve omurgasızlarımızı adapte edeceğimiz akvaryumunuzun tuzluluk oranı arasında az da olsa mutlaka fark bulunacaktır.Tuzluluk oranındaki bu değişiklik canlıları olumsuz etkileyecektir. Savunma sistemleri hastalıklara karşı dirençlerini azalacaktır Adaptasyonu yavaş ve sağlıklı yapmak bu açıdan önemlidir. Balık akvaryumumuzda 1.019-1.023 arasında yoğunluk olmalıdır. Resif akvaryumlarında ise tavsiye edeceğimiz tuzluluk oranı  1.024-1.026 arasıdır. Akvaryumlarda buharlaşma yolu ile su eksilmektedir. Su saf olarak buharlaştığından, akvaryumlara tatlı su ilavasi yapmak gerekir. Zaman aralığı uzatıldığında tuz oranı buharlaşma sonucu yükselir. Tatlı su ilavesi edildiğinde ise yoğunluk düşerek dengelenir. Tuz yoğunluğundaki bu ani değişikliker balıklar ve diğer canlılar açısından iyi değildir. Otomatik tatlı su ekleme ünitesi veya günlük düzenli ekleme yapılmalıdır.

Çevrim ve Akvaryum 

Yeni kurulan bir akvaryumda biyolojik döngünün sağlıklı başlaması için akvaryuma bir miktar yemleme yapmak ve isteğe bağlı olarak hazır bakteri kültürleri kullanılabilmektedir. Akvaryumlarımızı kurduktan sonra hep sağlıklı bir biyolojik döngüden söz ederiz. Akvaryuma balıkların beslenmesi için verdiğimiz yemle başlayan serüvenin çizelgesi. Sırası ile döngü aşamaları ve son halka olan nitrat'ın sudan nasıl uzaklaştırılacağını gösreren bir çizelge. Akvaryumlardan nitrat'ı uzaklaştırmak için filtre sistemleri ve ekipmanları mevcuttur. Ancak yeni başlayan arkadaşlar için en kolay ve güvenilir yöntem su değişimidir. Su değişimi Deniz akvaryumları ilk kurulumundan sonra genelde değerleri yerinde olur henüz atık ile tanışmamıştır.

Akvaryumumuza, balıklar ve omurgasızlar eklenmeye başlayınca, atık değerleri oluşmaya ve artmaya başlar. Su Değişimleri akvaryumlarda biriken nitrit, nitrat, fosfat gibi zararlı maddeleri uzaklaştırmamıza olanak sağlar. Canlılar tarafından tüketilen bazı elementler su değişimi ile tekrar akvaryuma kazandırılır. Öncelikle su değişimini yaparken akvaryumun litresi, balık çeşitliliği, balık sayısı gibi dikkate alınması gereken önemli hususlar vardır. Su değişimlerinde akvaryumunuz küçük ise ve içerisindeki balık sayısı fazla ise haftada bir % 20 lik su değişimi idealdir. .Su Değişimlerinde dip süpürgesi kullanmak kumun içerisinde biriken balık dışkısı, ve yem kalıntılarının büyük bir kısmının su dışına atılmasını sağlamakta ve nitrat oluşumunu azaltmaktadır. Su değişimlerinde kullanılacak su dikkatli seçilmelidir. Kullanılacak olan su ağır metal, fosfat, nitrat gibi zararlı maddeleri bulundurmamalıdır. Akvaryuma ilave edeceğimiz su değişim esnasında akvaryum suyunun ısısının düşmemesi için ilave edeceğimiz suyun soğukluğuna dikkat ve özen göstermeliyiz ki, odinium gibi hastalıklardan balıklarımızı uzak tutmayı başarabilelim. Diyatom evresi kendini kahverengi alg oluşumu ile belli eder. Bu süreç yavaş yavaş azaldığında su kaliteli test kitleri ile ölçülmeli ve balık eklenmesine karar verilmelidir.

Paylaşımın sonuna gelirken hiçbir makalenin ve yazının tek başına bir kuruluma yetmeyeceğini bilmenizi isterim.

Pet shoplarda, muhabbet kuşları için uygun ölçülerde hazırlanmış yuvalar bulmak mümkün. Yuvaların arka kısmında, yavruları kontrol edebilmek için dışarı doğru açılan bir kapı ve ön kısmında anne ve babanın girebilmesi için bir delik bulunmalı. Giriş deliğinin birkaç santim altına, kuşçuların konarga adını verdiği kısa tüneği yerleştirmeyi unutmayın. Dişi kuş, yuvalığa uçtuğu zaman, giriş deliğinin kenarına değil, konargaya konacaktır. Ayrıca dişinin yuva yapabilmesi için arka kısma bir oyuk yapmanız yuvanın düzgün durmasını sağlayacaktır.

Doğada yaşayan kuşlar, güçlü gagalarıyla ağaç dallarını ufalayıp, elde ettikleri talaşı, yuvalığın dibine taşırlar. Kafeste yaşayan kuşlara yardımcı olmak için, yuvanın tabanını üç santim yüksekliğinde, talaşla kaplayın. Yuvaya koyduğunuz talaşın, kimyasal maddelerle işlenmiş ağaçlardan elde edilmediğine emin olun. Ayrıca yuva yapmasına yardımcı olmak için kendir liflerini kafese koyarsak, dişi yuva yapmak için bu malzemeyi kullanacaktır.Yuva geniş bir kafese yerleştirilmeli. Kafes küçükse, yer kaplamaması için kapıyı açıp, dışarıdan yerleştirin. Muhabbet kuşları önce , yuvayı merakla izler. Dişi kuş gün geçtikçe, yuvayla daha çok ilgilenir. Yuvanın içine göz atmaya başlar. Bir süre sonra içine girip, sağı solu gagalayıp, kontrol eder. Giderek, yuvada daha çok kalır. Erkek kuş da yuvaya göz atar ama içeri girmez. Dişiden uzak duran erkek kuş, artık daha cüretkar davranacaktır.

İlk yumurtadan sonra iki günde bir olmak üzere toplam 4 ile 6 yumurta yaparlar. Yumurtlamak, dişi için muazzam zordur. İlk yumurtadan sonra kuş kuluçkaya yatar. Yalnızca, tuvalet ihtiyacı için dışarıya çıkar. Artık, erkeğin onu besleme zamanı gelmiştir. Bu arada meraklanarak yuvanın içine bakmak gibi bir harekette bulunmanız dişiyi rahatsız edeceğinden bazen yumurtaları kırmak yada aşağıya atmak gibi eylemlerle de karşılaşabilirsiniz. En iyisi uzaktan takip etmektir.Muhabbet kuşları hislerini çabuk gösteren, çabuk kızan kuşlardır. Özellikle yumurtladıktan sonra yuvasına bakılmasından, kendisi yada eşi ile ilgilenilmesinden, Kafes yada yuvasının yer değiştirilmesinden kesinlikle hoşlanmaz. Bunu yumurtalarını kırarak yada yuvadan aşağı atarak gösterir. Hatta yumurtadan çıkmış yavrusunu dahi yuvadan atabilir yada gagalayarak öldürebilir. bazen yeniden yumurtlayacağı zamanda yavrusunu öldürerek aşağıya atabilir. Buda bu kuşun yapısında olan ve henüz çözülememiş bir durumdur. Eğer yumurta boş yada yavruya bakma niyeti yoksa zaten yumurtayı aşağıya atar. Kanaryada böyle bir şey kesinlikle olmaz. Kanaryalar daha ağırbaşlı ve uysaldırlar.

Yumurtadaki embriyonun, bebek muhabbet kuşuna dönüşmesi için, belli ısıda 18 gün geçmesi gerekir. Nasıl ikişer gün arayla yumurtladıysa, yavrularda aynı şekilde ikişer gün arayla yumurtadan çıkar. Dişi kuş, farklı boylarda yavrularla ilgilenmek zorundadır. Yuvada hala tüylenmemiş yavru varsa, bunları gece gündüz, kanatları altında korumaya devam eder.

Yuva sıcaklığı 37, ev sıcaklığı ise 16-18 derece olmalıdır. Yumurtaların kurumaması için kafesin içinde nem oranı yüksek tutulmalıdır.

Kuşlar, filizlenmiş tohumlar ve özel kuluçka yemleriyle beslenmeli.

Yuvalar her gün kontrol edilmeli. Yuva kontrolü, kuşun yuvada olmadığı zamanlar yapılmalı.

Yumurtaların kabukları yavrulara zarar verir. Yumurta kabukları, zaman geçirmeden yuvadan alınmalı.

Yavrulardan biri ölmüş olabilir. Diğer yavruların sağlığını tehdit eden ölü yavru mutlaka yuvadan çıkartılmalı.

Yavrunun kursağına hafifçe dokunun. Genellikle boştur. İyi beslenmeyen yavrular, gelişimlerini tamamlayamazlar. Anneler, yeterince beslenmemiş olabilirler. Bu yüzden yavruların ve annelerin özel olarak beslenmesi gerekir.

Kuluçka döneminden önce  beslenme şırıngası ve yavru yemi alın. Yavruları ilk 14 günde şırıngayla, daha sonra kaşıkla besleyin.

Besleyeceğiniz yavruyu, yumuşak bir kağıt havlunun üzerine yatırın. Hazırladığınız özel yemi, şırıngayla yavrunun diline damlatın. Kursağı doluncaya kadar bu işleme devam edin. Annenin yeterince besleyemediğini inandığınız yavrulara bu işlemi her gün uygulayın.
 

Yavru yumurtadan çıktığında 2-2.7 gram ağırlığındadır. ilk beş gün boyunca gözleri kapalıdır. Sırt üstü yatar pozisyonda, annesinin yemlemesini bekler.

6-8'inci günler arasında yavrunun ağırlığı 12-14 grama ulaşır.

7'nci gün kanat tüyleri belirmeye başlar.

8'inci günde başını dik tutmaya başlar. Birkaç sıçrama yapabilir.

9'uncu gün kuyruk tüyleri büyümeye başlar. Gözleri açılır. Kuyruk kısmına oturarak beslenir.

12'nci gün, tüm ince tüyleri çıkmıştır. Ağırlığı 23 grama ulaşır.

17'nci gün tüm tüyleri tamamlanır. Hala yuvadan çıkmaz.

21'inci gün, tüy renkleri belirginleşir.

28 ve 31'inci günler arasında yavrular tırmanabilir. Kanatlarını çırparlar. Yuvadan çıkabilirler.

28'inci gün, tüm tüyleri tam anlamıyla çıkmıştır. Renkleri büyüklerinkine nazaran daha mattır.

3-3 aylıkken, gençlik dönemi tüy değişimi gerçekleşir. Yeni çıkan tüyleri, büyüklerinki gibi parlak olur.

Yavru muhabbet kuşu 6-8 aylık olunca erişkinliğe ulaşmış olup, eşleşmeye hazırdır.

Muhabbet kuşunuzun erkek yada dişi olup olmadığını anlayabilmek basit bir yol göstereceğiz. Elbette ki bu uzman bir kuşçu gözüyle yapılmış bir tespit olmasa da,Muhabbet kuşunun gagasının üzerindeki etli kısım koyu renkli ( Mavi yada benzeri renkli) ise erkek, renk yok ise dişidir diyebiliriz.

Onların çoğu, ailelerinin yanında, insani dokunuşlardan uzak büyüdükleri için ürkek olurlar. Bir muhabbet kuşunu çok genç yaşlarda, hatta bebekken elde ederseniz, evcilleştirilmesi çok daha kolaydır. Elle beslenen bebekler, kısa sürede sizinle arkadaş olurlar. Onlar, ebeveynleri tarafından yetiştirilenlerden daha fazla kucaklanılmaktan hoşlanırlar.
Muhabbet kuşlarının tek başlarına ya da çift olarak tutulması mümkün. Eğer gerçekten kuş evcilleştirmek istiyorsanız, yalnız bir kuş edinmeniz daha iyi olacaktır. Çift olan kuşların asla evcilleştirilemeyeceği anlamında söylemiyoruz bunu. Sadece çift olan kuşlarınızı evcilleştirmek için daha fazla çalışmanız gerekir.

Muhabbet kuşları konuşma yeteneğine sahiptirler. Bazı kuşlar, yeni kelimeleri ve deyimleri çabuk sökerken bazıları da asla tek kelime bile öğrenemeyebilir. Öncelikle yavru muhabbetkuşları 2-4 aylık iken konuşmaya eğitmeniz daha iyi sonuç verecektir. Belli bir ayı geçen kuşlar zor konuşur, hatta tek kelime bile öğretemeyebilirsiniz. Konuşma yeteneğine erkek muhabbetkuşlarının daha yatkın olduğu gözlenmiştir. Ancak dişi kuşlarda konuşur ama erkek kuşa göre kelime dağarcığı sınırlı kalır.
Muhabbet kuşlarının hayranlık uyandırıcı bir kelime dağarcığı olsa da, bunu anlamak zor olabilir. Çünkü kelimeleri yüksek bir hızda çıkarırlar. Erkek ve dişi kuşlar konuşmayı öğrenebilir, ama erkekler sözlük dağarcıklarına sık sık yeni kelimeler eklerler ve sözcükleri daha doğal çıkarmaya başlarlar.
Eğer konuşan bir muhabbet kuşuna sahip olmayı gerçekten çok istiyorsanız, en iyi seçim, küçük yaşta, elle besleyebileceğiniz bir yavru alın. Fakat bunun bir garantisi olmadığını unutmayın.

Artık elinizde ve siz çok yavaşça elinizi yukarı doğru kaldırıyorsunuz. Zıplamaya kalkışırsa, ona yatışması için süre verin ve tekrar deneyin. Öğretmeniz gereken öncelikli terim ‘‘Yukarı’’ ve ‘‘Aşağı’’olacaktır. Aşağı-yukarı pratik eğitimini, kuşunuzu evcilleştirirken hiç değilse haftada bir kere kullanabilirsiniz.
Muhabbet kuşlarına acı vermeyi denemeyin. Eğer çimdiklemeye, ısırmaya devam ediyorsa hafifçe yüzüne üfürün. Bir kuşu elinizden düşürmemeniz gerekir. Hele de bir muhabbet kuşunu! Ona vurduğunuzda ya da düşürdüğünüzde bu hiç zevk verici bir öğreti olmayacaktır. Özellikle ısırmaya eğilimli olduğunda, kuşu omuzlarınıza yaklaştırmamanız gerekir. Hayır kelimesini ona mutlaka öğretmelisiniz

Muhabbet kuşu, masanın üzerine konunca, bir kağıt parçasını buruşturup, yavaşça önüne atın. Ve oradan uzaklaşın. Göreceksiniz, bir süre kağıt yumağının çevresinde dolaşacak. Sonra gidip gagalayacak. Kağıt yumağını ditmeye çalışacak. Kağıdın yüksek bir yerden düşmesini merakla izleyecek. Düşen kağıdı, alıp aynı yere koyduğunu ve tekrar düşmesini zevkle seyredecek.

Ucuna tel takılmış ve telin ucu kuşa batmayacak şekilde kıvrılmış, küçük bir plastik topu masanın üzerine koyun. Hemen yanına gelip, topu yuvarlayacak, gagasıyla telinden tutup, onu havaya doğru atacaktır.

Onunla resim yapın. Boya kalemleriyle kağıdın üzerine şekiller çizin. Bu görüntü onu büyüleyecek. Renkli kalemleri gagasıyla tutmaya çalışacak. Kim bilir, belki bir iki çizgi de o atar.

Muhabbet kuşunuzla yem arama oyunu da oynayabilirsiniz. Sevdiği yemi, küçük bir karton kutunun içine koyun. Kutunun üzerine, yemi bulduğunda bir parça kopartabileceği büyüklükte delikler açın. Bu uğraş, hem onu hem de sizi çok eğlendirecek.

Kuşunuza dans etmeyi öğretin. Radyo ya da teybinizde müzik çalarken dans edin. Sizi dikkatle izleyecek. Kısa bir süre sonra o da sağa sola sallanmaya başlayacaktır.

Birlikte gazete okumaya ne dersiniz. Gazetenin sayfalarını sallayın ki, onun dikkatini çeksin. Bir süre sonra gazetenin bir parçasını yırtıp yere atın. Kağıt parçasıyla dakikalarca oynayacaktır.

Bir kabın içine, pişirilmemiş şehriyeler koyun. Muhabbet kuşu, şehriyelerin içinde derin bir araştırmaya girecek, kabın içinde bir o yana bir bu yana savuracaktır. Çok gürültü yapacak, hatta şehriyeleri taşımaya kalkacak.

SANİYEDE 150 RESİM Muhabbet kuşları, objeleri, tıpkı insanlar gibi renkli algılarlar. Kafalarının her iki yanındaki gözleri sayesinde çok geniş bir alanı görebilirler. Gözleri birbirinden bağımsız hareket edebilir ve arkalarını yukarda olup bitenleri görebilir. Saniyede 150 resmi algılar. Buna karşılık insanların 16 resmi algılayabildiklerine dikkat çekmek isteriz. Bu kuşların hızlı uçması nedeniyle görmeleri hayati önem taşır.

TEYP GİBİ İyi duymak kuşlar için hayati öneme haizdir. Çağırma ve ötüş kuşların iletişim kurmada en önemli aracıdır. Örneğin 400-20000 arasındaki ses frekansını algılayabilirler. Tıpkı teyp gibi, belirli sesleri hafızaya alırlar. Onları tekrar kullanabilirler. Bizim dilimizdeki kelimeleri kullanabildikleri gibi doğadaki kendi aralarındaki iletişimde de bu duyu özellikleri önem taşır.

TİTREŞİME DUYARLI Muhabbet kuşları iyi bir dokunma duyusuna sahiptirler. Kuluçkadaki dişi kuş yumurtadaki yavru kuşun hareketlerini karnı ile hissedebilmektedir. Şüphesiz muhabbet kuşunun en iyi dokunma duyusu titreşim duyusudur. Bu da ayaklarının titreşimi algılamasıdır. Bu duyu organı ile yem arayışında bir yılanın tehlikesine karşı uyarılmış olur. Evcil kuşların kendilerini bazı seslere alıştırması gerekir. Örneğin ağır vasıtaların geçiş seslerine ve son zamanların korkusu deprem gibi seslere alıştırılabilir. Bu sesler gece panik yaratır. Sık sık kuşlar korkutulmamalı. Örneğin titreşim gösteren araçlardan buzdolabı üstü gibi yerlerden uzak tutmalıdır.

BAZILARI TATLI SEVER Kuşların tat alma duyusu insanlarınkine eşdeğer değildir. Yine de farklı tat alma duyusuna sahiptirler. Bazıları tatlı algılarlar ve her şeyi tuzlu severler. Hatta tuz tanelerini gagalarlar. Bazı muhabbet kuşları tatlı yiyeceklere saldırırlar. Ancak muhabbet kuşları tatlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak tutulmalıdır. Fakat yine de bazı tatlı yiyecekler mesela bir kek parçacığı tabaktan dökülen tuz tanelerinin birazının yenilmesine izin verilebilir.

Kendi cinsinden bir kuş

Her zaman aynı saatte ilgi görmek

Tatlı yiyecekler

Mısır tanesi

Gagalayabileceği taze ağaç dalları

Geniş hareket alanı

Onunla alçak sesle konuşulması

Sahibi ile birlikte olmak

Sahibinin renkli elbiseler

Yalnızlık

Ona sessizce yaklaşılması

Çevresindeki her türlü değişiklik

Kafesin dışında ona tanıtılmadan verilen yeni bir oyuncak

Alışmadığı sesler

Buzdolabı ya da çamaşır makinesi üzerinde sallanan bir kafes

Evdeki kediler.

Elle tutulmak

KÖPEKLERİN VÜCUT DİLİNİ KEŞFEDİN

Konuşma her zaman yalnızca insanlara özgü bir özellik olarak görülmüştür.Descartes konuşma yeteneğini zekanın bir kanıtı olarak değerlendirirken,insan olmayan tüm canlıların zekasını inkar etmiştir.Yetmişli yıllarda Descartes'in bu görüşüne ağır bir darbe vuruldu.Beatrix ve Allen Gardner adlı psikologlar,şempanzeler sayesinde bilimsel bir başarı elde ettiler.Şempanzelere konuşmayı öğretebilmek için,pek çok deneyin yapılmış olduğunu biliyorlardı.Ancak bu deneylerin en başarılısı bile,şempanzelerin en fazla dört kelimeden oluşan son derece ilkel ilkel bir kelime haznesi elde etmelerini sağlayabilmişti.Ancak çoğu yüksek seviyeli hayvanlar hiç bir şekilde dillerini,dudaklarını,damaklarını ve ses tellerini kontrol edemezler ve böylece de Gardner çifti,hayvanların belki farklı bir şekilde konuşmayı öğrenebileceklerini düşündüler.Bunun üzerine şempanzelere sağır-dilsiz  işaretlerini öğrettiler.Birinci şempanze 150 işareti öğrendi,basit cümleler kurabiliyor,gramer kurallarını uygulayabiliyor ve yeni düşünceleri bir araya getirebiliyordu.

Konuşma sadece  sözcüklerle düşüncelerini ifade etmek değildir.Toplumun diğer bireyleri ile iletişim kurabilmektir.Bu yeteneğe de tüm yüksek seviyeli hayvanlar sahiptir. 

Küçük bir çocuk  ilk kez adı söylendiğinde dönüp baktığı andan itibaren,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğu kabul edilir.Gerçi çocuk ilk sözcüklerini belki ancak on iki aylık olunca söylemeye başlayacak,ama psikologlara göre,ağlama,mırıldanma ve diğer sesler de bir iletişim aracıdır,çünkü sevinç,hoşnutsuzluk ve çocuğun bazı gereksinimleri aktarmaktadırlar.Seslerin dışında da psikologlar mimikleri de konuşma unsurları olarak kabul ederler,örneğin ilginç bir şeyi eli ile göstermek,birisi giderken el sallamak veya kollarını kaldırarak kucağa alınmak istediğini göstermek gibi.

Çocuk "bana elini ver" denildiğinde doğru bir şekilde hareket ederse,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğunu kabul ediyoruz.O halde köpeğin "elini ver" komutu üzerine patisini uzatması da aynı şekilde konuşma yeteneğidir.

Şüphesiz ki doğada var olan her çeşit yaratık kendi aralarında iletişim kurmaktadırlar.Hayvanlar bu iletişim için vücut hareketleri ile ve aslında onlar için anlamlı fakat bir bakışta bizim için anlamsız gelen, ses, koku ve vücut hareketleri ile iletişim kurarlar.

Doğadaki hayvanlar arası iletişimi ortaya koymak için çok sayıda örnek vermek mümkündür.Karıncalar birbirinin anteni tabir ettiğimiz bölgeye dokunarak,arılar bir takım danslar yaparak iletişim kurarlar.Doğan her yavru annenin kokusunu ve sesini,annede kendi yavrusunun sesini ve kokusunu diğer yavrulardan ve sürü üyelerinden kolaylıkla ayırt edebilir.

Yine hayvanlar kendilerine özgü kamuflaj yetenekleri ile de  iletişim kurmaktadırlar,daha doğrusu kendilerini korumaktadırlar.Bukalemunların bulunduğu ortama göre renklerini değiştirmeleri,kelebeğin üzerinde bulunan  beneklerin avcıyı şaşırtması gibi.

İnsanlar ve köpekler birlikte uzun bir tarihçeyi paylaşmaktadır.Atalarımız onlarla birlikte avlandılar,onlarla birlikte oynadılar ve yüzyıllardır birlikte yaşamı paylaştılar.Ancak köpek ve bizler iki farklı tür olarak dünyayı paylaşmaktayız ve ayrı dilleri konuşmaktayız.Köpekler her ne kadar bizim gibi harfler ve sözcükler ile konuşmasalar da onlarında size ve kendi arkadaşlarına anlatacakları vardır..Bu anlatımlar ise yukarıda saydığımız diğer hayvanlar arasında en geniş iletişimleri ve kuralları içermektedir.  Köpekler aynen ataları kurtlar gibi iletişim kurarlar ve kendilerini ifade ederler.Siz farkında olmasanız bile köpeğiniz sizin vücut dilinizi anlamaktadır, köpeğinize karşı bulunmadığınız bir öfke veya sevgi  esnasında köpeğinizin bu davranışınıza karşılık verdiğini görürsünüz.Örneğin çocuğunuza veya eşinize sarıldığınız anda köpeğiniz hemen yanınıza gelir,öfkelendiğinizde ise köpeğin ortada olmadığını görürsünüz.Yada kötü niyetli bir kişinin size saldırısı anında köpeğinizin de sizinle birlikte savaştığını  görürsünüz.

Uzmanlar, köpeklerin şu üç konuda kendilerini ifade ettiklerini söylüyorlar,

Duygusal durumları.

Toplumsal İlişkileri.

İstek ve Arzuları.

Şimdi köpeğin vücut dilini okuyarak aslında bize ne anlatmak istediklerini  açıklayalım,

Oyun Oynamak İstiyorum

Oyun oynamak isteyen köpek doğal olarak mutludur.Kendini rahat hisseder.Ağızı açıktır ve mutlu bir ifade ile gözlerinizin içine bakar,siz oyuna davet etmek için  birkaç kez havlar.Bu arada kendini olabildiği kadar şirin gösterme uğraşı içindedir.Çevrenizde koşar veya daireler çizer,kulaklarını indirir ve kaldırır.Size yaklaşır gibi yapar ama birden yanınızdan kaçar, burada sizi oyuna davet etmek istediğini ve bir yöne doğru çekmek istediği apaçık ortadadır.Bu arada yine kendini şirin göstermek istediği ve mutlu olduğu için yerde sırt sütü yatar ve yuvarlanır,bunları yaparken bir gözü sizi izler.Oyun oynamak istediğini anlatmak için en çok kullandığı hareket ise,ön ellerini uzatarak göğsünü yere değdirmesi ve kuyruğunu heyecanlı bir şekilde sallayarak gözleriniz içine bakmasıdır.Bu an içinde köpek üzerinize atlayabilir ve sizi oturduğunuz veya yattığınız yerden kaldırmak için çaba gösterir.Bazen açık arazilerde köpek av takibi yapar gibi çimlerin üzerine yatar ve kafasını eğerek sizi izler.Bu anda sizden oyuna katılmak için hareket beklemektedir.Siz bu harekete aynen cevap verdiğinizde, yani vücudunuzu eğerek hatta çömelerek yavaş yavaş köpeğinize doğru yaklaştığınızda kendinizi hızlı bir koşuşturmacanın içinde bulabilirsiniz.

Eğer oyun oynamak istemiyorsanız ki bu köpeğin sevimli hareketleri karşısında çok güçtür.Köpeğiniz ile göz temasında kaçının ve köpeğinize arkanızı dönün yada başınızı çevirin.Ancak köpeğinizin kendine başka bir oyun aracı bulacağından emin olabilirsiniz.       

Hoşgeldin

Pek çok kişi  akşam eve geldiğinde karşısında ilk gördüğü şey kendisine bol miktarda sevgisini sunmak için hazır bekleyen köpeğidir.Köpek sahibini gördüğü zaman heyecanlanmaktadır.Kuyruğunu normal pozisyonda hızlı olarak sallar,ağzı açıktır bu onun rahat olduğunu gösterir.Sahibinin üzerine atlamaya ve onu yalamaya çalışır.Kendisini bir tehdit olarak göstermez,hatta sahibinin kendisinden üstün olduğunu göstermek için yere sırt üstü veya yan yatarak af diler,bu arada tuvaletini kaçırabilir.

Aslında şu an yaptığı hareketler bir içgüdüdür ve aynen kurt sürüsündeki yavruların hareketlerini uygulamaktadır.Kurt yavruları aç olarak inde beklerken aile bireyleri avlanmaya çıkarlar.Av sonrası ise yediklerini aç yavrularına kusarlar ve yavrular karınlarını doyurur.İşte eve geldiğimizde köpeğin bize aşırı   sevgi göstermesi  bu nedenledir.

Dikkatli ve Heyecanlıyım

Dikkatli ve heyecan içinde olan köpek bir bakıma av köpeğinin ferma duruşunu yapar şekildedir.Kulaklarını tam olarak dik tutar ve sesin geldiği yöne çevirerek kaynağı bulmaya çalışır.,kuyruğunu normal pozisyonun üzerine çıkartır ve minimum  harekette tutar.Köpek hareketsizdir ve vücudunu öne doğru gerer.Ağzı açıktır.Eğer  tam olarak anlayamadığı bir tanı var ise ağzını kapalı tutar.

Endişeliyim ve Biraz Korkuyorum

Bu durumda ise köpek kuyruğunu bacakları arasına almıştır.Göz temasında kaçınır va başını başka bir yöne çevirir ve eğebilir.Kulaklarını dik tutmaya çalışır ama sanki askıda duruyor gibidirler.

Korkuyorum

Korku içindeki köpek kulaklarını tamamen geriye yatırır,kuyruğunu bacakları arasına iyice sıkıştırır,titremeye başlar,ağzı sıkı şekilde kapalıdır.Bu arada tuvaletini kaçırabilir,anal bezlerinden koku salgılar ve kalçasını aşağı indirir.Acıklı şekilde inler.

Senden Üstünüm

Kendini diğer bir üyeden üstün gören köpek.Kendine güven içinde diğer üyeye yaklaşır.Vücudunu olabildiği kadar yüksek tutar,kulakları ve kuyruğu diktir.Diğer üyeden geniş ve büyük görünmek için sırtındaki tüylerin bir kısmını dikleştirir.Bu esnada hırlar ve gerekli gördüğü yerde dişlerini gösterir.Diğer üyenin üzerine atlar hatta üzerine oturmaya çalışır.Kavgaya girebilir.

Senden Üstünüm ve Seni Tehdit Ediyorum.Saldırmaya Hazırım

Bu durumdaki bir köpeğin yüz ifadesi korkunç bir hal almıştır.Köpek hırlar ve dişlerini gösterir.Baskın olduğunu ve korkmadığını anlatmak için kulaklarını ve kuyruğunu dik tutar.Yine sırtındaki  tüylerini dikleştirir.Vücudu gergin ve her an atılmaya hazırdır.Korkunç şekilde hırlar.Bu davranışı gösteren köpek saldırı anında bütün gücünü kullanır ve geri çekilmez.Savaşını korkunç bir şekilde sürdürür,çünkü karşısındaki tehditten korkmamaktadır.

Biraz korku içindeyim Ama Seni Tehdit Ediyorum

Bu durum içinde ise köpek yine dişlerini gösterir,hırlar,kuyruğunu yer ile paralel tutar,tüylerini dikleştirir.Ancak tehdit karşısında kendini üstün hissetmediği için kulaklarını yatırır.Köpek  hem savaşmaya hem de kaçmaya hazırdır.Kendini çok zor durumda hissettiği zaman ısırır.Isırışları sadece ön köpek dişleri ile olur, seri olarak küçük ısırışlar yapar ve geri çekilir.bu durumdaki köpeğin saldırganlığı" korkak saldırganlık " olarak adlandırılır.

 Hakimiyetini Kabul Ediyorum

Kendisinden güçlü diğer bir üyenin emri altına giren köpek,bu üyenin karşısında sırt üstü yere yatar,kendini üyeye teslim eder,yerde yuvarlanır,diğer üyenin ağzını yalar ve saldırganlık göstermez.Bu anlarda kendini acındıracak şekilde inler.

Rahatım

Kendini rahat hisseden köpeğin,kulakları dik,kuyruğu normal pozisyondadır yada bel hizasında rahatça sallar,.ağzı açıktır ve kendinden emin davranışlar sergiler.

Köpeğin El Vermesi

Bazı köpeklerin eğitilmediği halde bile size elini vererek tokalaştığını görürsünüz.Köpeğin bu hareketi de içgüdüdür.Küçük yavrular anneden meme emerken sütün gelmesi için ön elleri ile meme çevresine baskı yaparlar ve böylece kolayca süt içerler.İşte köpeğin el vermesi de bu olayın devamıdır ve aslında sizden bu yöntemle bir şeyler istemektedir.Sevginizi eksik etmeyerek köpeği okşamanız iyi bir ödüldür.Ayrıca köpeğin otururken bir elini hafifçe kaldırması ise köpeğin stres içinde olduğunu ve biraz korktuğunu gösterir.

Köpeğin Gülümsemesi ve Teşekkür Etmesi

Eğer, köpek gülmez,teşekkür etmekten de ne anlar? diyorsanız yanılıyorsunuz.Köpek insana kuyruğu vasıtasıyla güler ve teşekkür eder.Kuyruğun rahatça sallanması köpeğin size güldüğünü gösterir,ama yanlış anlamayın bu gülüş alay şeklinde değil tam tersi sevgi üzerine.Köpeğin kuyruğunu sallamasındaki  hız da ne kadar heyecanlı olduğunu ve durumdan hoşnut olduğunu gösterir.Yani bizim kahkaha derecemizle karşılaştırabilirsiniz,çok komik bir olay ile karşılaşırsak doğal olarak kendimizi uzun uzun gülmekten alamayız.Önüne yemeği konulan bir köpek de size kuyruğunu sallayarak teşekkür eder.Yemek kabı dolu olan ve çevresinde insan olmayan bir köpeğin ise kuyruk sallamadığı görülmektedir.Biz nasıl nedensiz bir şekilde gülmüyor isek,köpeklerde nedensiz bir şekilde kuyruklarını sallamıyor.

Köpeğin Uluması

Ulumak sürünün toplanmasına ve birlikte yapılacak bir harekat için hazırlanmasına yarar.Kurtlar çoğunlukla akşamları ve sabahın erken saatlerinde,birlikte ava çıkmadan önce ulurlar.Köpek ise uluyarak sürüyü toplama isteğini çok az duyar çünkü yemeği her zaman kendisine sunulur.Ancak televizyon icat olmadan önce  aile bireyleri akşamları bir araya gelip birlikte şarkı söylediklerinde bazı köpekler bu müzikal sesleri herhalde yanlış anlayıp ailelerin   "toplanmak" için uluduğunu düşündü ve büyük bir heyecan ile av çağrısına katıldılar ve birlikte "uluma konseri" ne başladılar.

Kurdun geriye attığı kafası ile birlikte uluduğu görülür.Belki de kurt bize o anki ruh durumunu hakkında bilgi veriyor ve kurt herhalde yabancı sürülere meydan okuyarak bulunduğu bölgenin sahibi olduğunu ve gerekirse savunulacağını bildiriyor.

Köpeğin uluması ise daha çok yalnız kalması ile ilgilidir.Bu ayrılık uluması kurtların sürü uluması ile aynı anlamı taşır.Yani şunu demekteler "Biz buradayız...Sen neredesin? Buraya gel"

Değişik bir durumda çiftleşmek isteyen erkek köpeğin durumudur.Çiftleşme dönemindeki dişinin kokusunu alan ancak ona ulaşamayan erkek köpeklerinde uludukları görülmüştür.

Köpeğin Havlaması

Köpek seslerinde dikkat edilmesi gereken birkaç önemli boyut vardır.İlk başta sesin yüksekliği gelir.Köpek havladığında,derin bir ses çoğunlukla öfke ve olası saldırganlığın işaretidir,ama ince tiz bir ses korku ve acıyı dile getirir,daha az tiz olduklarında zevk ve oyunculuğu gösterir.İnsanların dilinde de aynı farklılıklar gözlemlenir.Bir insan öfkeli olduğunda sesi genellikle kalınlaşır,korktuğunda tiz olur.Bizim de sesimiz,örneğin küçük çocuklar veya bebeklerle konuştuğumuzda yumuşar ve oyunculuk ifade eder.Kelimeler tıpatıp aynı olsa dahi,bir kişisinin biriyle mi,yoksa bir bebekle mi konuştuğunu anlamak mümkündür.Farklılıklar yalnızca ses düzeyinde ve ses tonunda kendini gösteriyor.

Köpek seslerindeki ikincil boyut,sesin sıklığı ve tekrarlanma hızıdır.Hızlı ve sık sık tekrarlanan sesler,belirli bir heyecan ve aciliyete işaret ediyor.Az tekrarlanan veya hiç tekrarlanmayan sesler,düşük bir heyecan düzeyi ve geçici bir ruh halini gösterir.Seslerin süresi de önemlidir.Kısa süreli keskin,yüksek sesler korku veya acıyı gösterirken aynı sesler uzun süreli olduğunda sevinç ve oyunculuğa işaret ederler.Genel olarak,uzun süreyle devam eden sesler,az sonra yapılacak bir davranışı haber verirler.Örneğin uzun süreli,derin hırlamanın az sonraki bir saldırıyı haber vermesi  gibi.

Peki köpekler çeşitli dillerde havlayabilir mi.? Bu sorunun cevabı elbette hayır.Ama ülkeler, havlamayı  kendi dillerine göre yorumluyorlar.

Türkçe 
 Hav Hav
 
İngilizce
 Woof Woof - Arf Arf - Bow Bow
 
İspanyolca
 Jau Jau
 
Flemenkçe     
 Waf Waf
 
Almanca
 Wau Wau
 
Rusça
 Gav Gav
 
Çekoslavak
 Haff Haff
 
Kore 
 Mung Mung
 
Çince
 Wung Wung   

 

Orta düzeyde yinelenen hızlı havlama

Burada köpek size sezinlediği olası bir kötü durumu,yada bahçenize giren yabancı bir kişiyi anlatmaya çalışmaktadır.Durmayacak biçimde hızlı havlama ile doğal yaşamda yaptığı gibi yani liderini ve sürü üyelerini toplamak istiyor. Tabii burada köpeğin lideri siz ve üyeler ise aile bireyleriniz oluyor.

Birkaç kere tekrarlanan ve duraklayarak devam eden havlama

Şu an köpeğiniz,tam olarak tanımlayamadığı bir durumdan  bahsetmekte.Köpek şüpheleniyor ve yine size haber vererek "Gelseniz iyi olur" diyor bu arada karşı tarafa da "Ben buradayım" diyerek orada bulunduğunu belirtiyor.Köpek, tehlikeyi sezinlediğinde ise havlama şeklini yukarıdaki gibi değiştirir.

Uzun süren duraklı havlamalar

Köpeğiniz sizi şikayet ediyor.Sanırım yalnız kalmış ve kendisine arkadaş arıyor.

Kısa birkaç kez havlama

İşte köpeğinizin size "Hoş geldin"   dediği an.

Bir seferlik kısa havlama

Yaptığınız bir şeyden sıkılmış ve size "Artık yeter" diyor.

Uzun, kısa,tiz havlamalar

Ne yaptınız köpeğinizin canı acıyor.Hemen onu sevin ve yatışmasını sağlayın.

Mırıldanarak Havlama

"Hadi oyuna başlayalım".

Ses düzeyi giderek yükselen havlama

Oyun esnasında arkadaşına oyuna devam etmesini söylemektedir.Başlangıçta sessiz havlayan köpek,davetine cevap almaz ise sesini yükseltir.   

Köpeğin Hırlaması

Derin Hırlama ve Havlama.(Dişler gösterilmiş,Kulaklar dik,Kuyruk yukarıda)

Köpek bu anda savaşmaya hazırdır.Öfkeli olduğunu belirtiyor ve her an saldırabileceğini ifade ediyor.

Orta Düzeyde Hırlama ve Havlama.(Dişler gösterilmiş,Kulaklar yatık,Kuyruk bacaklar arasında.)

Endişeli ve korkuyor.Yine de kendisini savunacak.Kendisinden daha az emin.

Orta düzey Hırlama.(Dişler gösterilmemiş)

Köpek bu anda hoşlanmadığını belirtiyor ve uyarıyor.Kendisine yapılan eylem devam eder ise uyarı için ısıracak ancak savaşmayacak.

Yüksek Sesle Hırlama.(Dişler gösterilmemiş)

Oyun esnasında yavruların birbirlerine hırlaması.Oyundan zevk alıyorlar.

Evet verilebilir, hatta bu çok kolay bir eğitim olacaktır. Tavşanınızı aldıktan sonra bir süre ne tarafa tuvaletini yaptığını takip edin ve alışkanlık edindiği tarafa bir atık tepsisi yerleştirmeye başlayarak tuvalet eğitimini ve temizliğini yapmış olursunuz.

Evet verilebilir, hatta bu çok kolay bir eğitim olacaktır. Tavşanınızı aldıktan sonra bir süre ne tarafa tuvaletini yaptığını takip edin ve alışkanlık edindiği tarafa bir atık tepsisi yerleştirmeye başlayarak tuvalet eğitimini ve temizliğini yapmış olursunuz.

Kaplumbağaının yuvasındaki su oda sıcaklığında olmalıdır ve ortam denizdeki ortamına ne kadar benzetilebilirse hayvan o kadar rahat edecektir. Akvaryum sadece suyla dolu olmamalı kum ve kayalıklardan oluşan alanlar da olmalıdır.